800 UÇAKLIK DEV OPERASYON VE BEKLENMEDİK DİRENİŞ
İddiaya göre ABD ve İsrail, İran’ı etkisiz hale getirmek amacıyla yaklaşık 800 uçaklık bir kuvveti harekete geçirdi ve bunların en az 400’ü aktif saldırı dalgasına katıldı. Ancak İran’ın hava sahasının gelişmiş hava savunma sistemleri ve yoğun elektronik harp kapasitesiyle tahkim edildiği öne sürüldü.
Bu durumun, ABD ve İsrail uçaklarını İran hava sahasına girmek yerine dışarıdan saldırı düzenlemeye zorladığı belirtildi. Analiste göre, saldırının beklenen etkiyi oluşturamaması dengeleri hızla değiştirdi.
İRAN’DAN EŞ ZAMANLI VE GENİŞ ÇAPLI KARŞI SALDIRI
Hava saldırısının püskürtülmesinden kısa süre sonra İran’ın geniş kapsamlı bir misilleme başlattığı iddia edildi. Bölgedeki ABD askeri üslerinin yoğun füze saldırısına maruz kaldığı ifade edildi.
İran’ın hedef aldığı belirtilen ülkeler arasında:
- Ürdün
- Irak
- Katar
- Birleşik Arap Emirlikleri
- Bahreyn
- Suudi Arabistan
- Kuveyt
yer aldı.
KÖRFEZ’DEKİ KRİTİK RADAR HEDEF ALINDI
El Fahd’a göre İran’ın en stratejik hamlesi, Körfez bölgesindeki Amerikan erken uyarı radarlarını devre dışı bırakmak oldu. Özellikle Katar’daki 5.000 kilometre menzilli, balistik füze takip kapasitesine sahip ve yaklaşık 1,1 milyar dolar değerindeki AN/FP-132 erken uyarı radarının tamamen imha edildiği öne sürüldü.
Bu radarın geçmişte İsrail’e yönelen füze tehditlerini izlemek için kullanıldığı ifade edilirken, sistemin devre dışı kalmasının İsrail ve ABD unsurlarını savunma açısından zayıflattığı iddia edildi.
HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ YETERSİZ Mİ KALDI?
İddialara göre en az 18 adet THAAD ve Patriot hava savunma sistemi İran füzelerini engellemekte başarısız oldu. İran’ın eş zamanlı siber saldırılar düzenleyerek savunma ağlarını “kör ettiği” ileri sürüldü.
İran Devrim Muhafızları’nın İsrail şehirleri, limanları ve stratejik tesislerini hedef almaya devam ettiği belirtilirken, kullanılan füzelerin “ana saldırı paketi” olmadığı ve daha gelişmiş sistemlerin henüz devreye alınmadığı iddia edildi.
JEOPOLİTİK DENGELER SARSILDI MI?
Analiste göre yaşananlar yalnızca askeri bir çatışma değil, küresel caydırıcılık mimarisinde köklü bir değişim anlamına geliyor.
El Fahd, savaşların artık uçak sayısıyla değil, çatışmanın ritmini kimin belirlediğiyle ölçüldüğünü savundu. Bu çerçevede ABD’nin askeri prestijinin ciddi darbe aldığı öne sürüldü.
ÇİN VE RUSYA DENKLEMİ
İddialar bununla da sınırlı değil. Çin’in ABD askeri hareketliliğini izleyerek İran’a bilgi sağladığı ve dolaylı biçimde çatışmanın parçası haline geldiği öne sürüldü.
Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu gelişmeler ışığında Ukrayna’da yeni ve geniş çaplı operasyonlara yönelebileceği iddia edildi.
KÖRFEZ EKONOMİLERİ VE BÖLGESEL ETKİ
Birleşik Arap Emirlikleri’nde özellikle Dubai ve Abu Dabi gibi küresel finans merkezlerinin füze tehdidi nedeniyle güvenli liman algısını kaybedebileceği savunuldu. Gayrimenkul piyasasında uzun süreli düşüş beklentisi dile getirildi.
“DÜNYA HARİTASI YENİDEN ÇİZİLİYOR” İDDİASI
Süleyman el Fahd’a göre düşen sadece milyarlarca dolarlık askeri sistemler değil; küresel güç dengeleri de köklü bir dönüşüm sürecine girdi.
Ancak söz konusu iddiaların bağımsız kaynaklarca doğrulanmadığı ve bölgedeki gelişmelerin uluslararası gözlemciler tarafından dikkatle takip edildiği belirtiliyor