Tevfik Diker yazısında,y aklaşık 8 yıldan beri kamuoyunda “50 milyon dolarlık dava” adı olarak bilinen, iş insanı Fehmi Öztürk’ün dolandırılması davasını ve yeni fezleke gelişmesini dile getirdi.
Emekli asker ve milletvekili Tevfik Diker’in dikkat çekici yazısı ise şöyle;
Bir Dosya, Bir Vicdan, Bir Sorumluluk
Tevfik DİKER-ANKARA
Siyasette, devlette ve kamu hayatında uzun yıllar görev yapmış biri olarak şunu öğrendim:
Bazı dosyalar vardır; önünüze bir kez geldi mi, artık sadece hukuki değil, vicdani bir sorumluluğa dönüşür.
Fehmi Öztürk dosyası, benim için tam olarak böyle bir dosyadır.
2021 yılının Eylül ayında telefonum çaldı. Arayan, geçmişte Takvim Gazetesi’nde haber müdürlüğü yapmış, o gün ise SüperHaberTV internet medyasında muhabir olarak görev yapan Mevlüt Yüksel idi.
(Şimdi Songazeteci.com. dadır.)
Yüksel,Kısa ve net konuştu:
“50 milyon dolarlık mal varlığına çökülen iş insanı Fehmi Öztürk’ün yaşadıklarını belge ve bilgilerle Ankara’da anlatmak istiyoruz.”
Kabul ettim.
İstanbul’dan geldiler. Saatlerce dinledim. Önüme konulan dosyalara baktım. Tapular, bilirkişi raporları, takipsizlik kararları, çelişkili yargı işlemleri…
Ortada basit bir ticari anlaşmazlık yoktu. Ciddi, derin ve sistemli bir mağduriyet iddiası vardı.
Beni tanıyanlar bilir.
İnandığım bir haksızlık karşısında susmam.
Doğru bildiğim yerde dururum.
Bu nedenle meseleyi tek kaynaktan değerlendirmek istemedim. Ankara’da, konunun siyaset boyutunu da bilen isimlerle görüştüm. Eski AK Parti Milletvekili, bugün Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Selçuk Özdağ ile uzun bir görüşme yaptım. Dosyayı dinledim, sorular sordum, notlar aldım.
Aynı şekilde, eski milletvekili Cuma İçten’i de dinledim.
Bütün bu görüşmelerin ardından kanaatim değişmedi:
Fehmi Öztürk mağdur edilmişti.
Asıl sarsıcı olan ise sonrasında karşılaştığım tabloydu.
Yargı süreçlerinin nasıl uzadığını, dosyaların nasıl savrulduğunu, bazı haberlerin ve paylaşımların nasıl topluca görünmez kılındığını üzülerek izledim.
Bir gün içinde yüzlerce haber ve sosyal medya içeriğine erişim engeli getirilmesi, hukuk adına açıklanması zor bir durumdur.
Bu noktada şunu açıkça söylemek isterim:
Bu yazıyı kaleme almamın nedeni kimseyi hedef almak değildir.
Ama gördüklerimi de görmezden gelmem beklenmemelidir.
Ben bu ülkede;
Genelkurmay’da,
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde,
Hava Kuvvetleri’nde görev yapmış,
Türkiye’de Yolsuzlukla Mücadele Derneği’ni kurmuş bir eski milletvekiliyim.
Hayatım boyunca devlete karşı değil, devletin içindeki yanlışlara karşı durdum.
Bu süreçte özellikle altını çizmek isterim:
Gazeteci Mevlüt Yüksel’in, dosyanın peşini bırakmaması, belgelerle konuşması ve kamuoyunu bilgilendirme çabası önemlidir ve takdiri hak etmektedir.
Aynı şekilde Selçuk Özdağ’ın, siyasi kimliğini bir kenara koyarak meseleye insan hakkı ve hukuk perspektifinden yaklaşması da not edilmesi gereken bir duruştur.
Bugün geldiğimiz noktada, Fehmi Öztürk dosyası artık sadece bir kişinin davası değildir.
Bu dosya;
yargının sağlığını,
siyasetin ahlakını,
medyanın cesaretini ölçen bir dosyaya dönüşmüştür.
Benim tarafım nettir.
Benim tarafım hukuktur.
Benim tarafım adalettir.
Benim tarafım vicdandır.
Ve inanıyorum ki;
Bu ülkede hâlâ doğruyu söylemekten vazgeçmeyen insanlar oldukça, hiçbir dosya tamamen karanlıkta kalmaz.
İletişim: 0 535 773 2379
Ankara
[email protected]
21 Ocak 2026
Öte yandan, Diker’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a, hukuk alanındaki olumlu son gelişmeleri ve iş insanı Fehmi Öztürk’ün müşteki olduğu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen fezlekeler konusunda görüşlerini arz eden dilekçeleri mail ile yolladığı anlaşıldı.
⸻
T.C.
CUMHURBAŞKANLIĞI’NA
Sayın Cumhurbaşkanım
Recep Tayyip Erdoğan,
Devletimizin son yıllarda yargı alanında ortaya koyduğu reform iradesini, şeffaflık vurgusunu ve denetimi önceleyen yaklaşımını dikkatle ve takdirle takip ediyorum. Hukukun kendi içinde temizlenmesini hedefleyen bu anlayışın, millet vicdanında karşılık bulduğunu görmek memnuniyet vericidir.
Uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde görev yapmış, ön seçim ve tercih oylarıyla milletvekili seçilmiş ve yolsuzlukla mücadeleyi hayatının merkezine koymuş bir vatandaşınız olarak; Fehmi Öztürk hakkında yürütülen soruşturmaları ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen fezlekeleri bizzat inceleme imkânı buldum.
Söz konusu fezlekelerde ortaya konulan tespitler; iddiaların ciddiyetle ele alındığını, mülkiyet hakkı ve yargı güvenliği gibi temel konularda devlet refleksinin devrede olduğunu açık biçimde göstermektedir. Bu yaklaşım, yargının kendi içinde denetlenebildiğinin ve yanlışla doğrunun ayrıştırılabildiğinin somut bir örneğidir.
Bu noktada, Adalet Bakanlığı’nın, yargı reformu söylemini yalnızca beyan düzeyinde bırakmayıp, somut soruşturmalar ve hukuki işlemlerle destekleyen tutumunun özellikle takdir edilmesi gerektiğine inanıyorum. Sessiz ama kararlı biçimde yürütülen bu yaklaşım, hukuka güven duyan vatandaşlar için güçlü bir teminattır.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Bazı dosyalar yalnızca taraflarını değil, devlete duyulan güveni de ilgilendirir. Fehmi Öztürk dosyası ve bağlantılı fezlekeler, bu açıdan yargının sağlıklı işleyişine dair önemli bir sınav niteliği taşımaktadır. Devletin; görevini hakkıyla yapanla, yetkisini kötüye kullananı ayıran bu net tutumu son derece kıymetlidir.
Yargının şeffaflaşmasına, hesap verebilirliğin güçlenmesine ve hukuk devletinin tahkimine yönelik iradenizin sahada karşılık bulmasını, bir vatandaş olarak dikkatle ve umutla takip ediyorum.
Saygılarımla,
Tevfik DİKER
Eski Milletvekili
Türkiye’de Başkanlığında “Yolsuzlukla Mücadele Derneği” kuran tek milletvekili
Araştırmacı Yazar
T.C.
ADALET BAKANLIĞI’NA
Sayın Adalet Bakanı
Yılmaz Tunç,
Yargı alanında son yıllarda atılan adımları ve özellikle şeffaflık ile denetimi önceleyen yaklaşımınızı yakından ve dikkatle takip ediyorum. Hukukun kendi içinde güçlenmesine yönelik bu anlayışın, adalet duygusunu ayakta tutan en önemli unsur olduğuna inanıyorum.
Devletin farklı kademelerinde görev yapmış, ön seçim ve tercih oylatıyla milletvekili seçilmiş ve yolsuzlukla mücadeleyi hayatı boyunca öncelemiş bir vatandaş olarak; Fehmi Öztürk hakkında yürütülen soruşturmaları ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen fezlekeleri bizzat inceleme imkânı buldum.
Ortaya konulan tespitler, iddiaların ciddiyetle ele alındığını ve yargının kendi içinde yanlışla doğruyu ayırma iradesini koruduğunu göstermektedir. Bu durum, hukuk devletine inanan vatandaşlar açısından son derece önemlidir.
Adalet Bakanlığı’nın, yargı reformunu yalnızca söylemde bırakmayıp somut dosyalar üzerinden titizlikle takip etmesi; görevini hakkıyla yapan yargı mensuplarını güçlendirmekte, hukuka güvenen toplumsal kesimleri ise cesaretlendirmektedir.
Bazı dosyalar vardır ki yalnızca taraflarını değil, adalet sistemine duyulan güveni de doğrudan ilgilendirir. Bu kapsamda söz konusu soruşturmaların, yargının şeffaflığı ve hesap verebilirliği açısından dikkatle yürütülmesini değerli bulduğumu ifade etmek isterim.
Gösterdiğiniz hassasiyet ve ortaya koyduğunuz duruş nedeniyle teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Saygılarımla,
Tevfik DİKER
Eski Milletvekili
Türkiye’de başkanlığında “Yolsuzlukla Mücadele Derneği” kuran tek milletvekili
Araştırmacı Yazar
21 Ocak 2026
Ankara
0 535 773 23 79
[email protected]