Son Gazeteci GENEL ŞANLIURFA VE KAHRAMANMARAŞ? NE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

ŞANLIURFA VE KAHRAMANMARAŞ? NE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

Güvenlik ve Terör Uzmanı Abdullah Ağar’ın yaptığı değerlendirmelere göre, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan kanlı olaylar yalnızca bireysel sapkınlıkların değil; toplumun anlam, yön ve değer sistemlerinde derinleşen bir çözülmenin, zihin ve bilinç alanında büyüyen çok katmanlı bir tehdidin erken uyarı sinyalleri olarak görülmelidir.”

Okunma Süresi: 5 dk

 

Güvenlik ve Terör uzmanı Abdullah Ağar'ın yazısı ise şöyle;

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş? Ne ile karşı karşıyayız? Bu gördüklerimiz hangi derin tehdidin ayak izleridir?

ZİHİNLERİN İŞGALİ: ANLAMIN ÇÖKÜŞÜ, KATLİAM ÇIĞLIKLARI VE YÖNSÜZ GELECEĞİMİZ

Sosyopatlık, ergenlik baskısı, yalnızlık, antisosyal kişilik bozukluğu, şiddet bağımlısı olma… Aile ve çevrede yapısal bozukluklar… Ve Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamlar!

Bağlamlar sadece bunlar mı?

Yaşadıklarımız sadece bireysel ve kişisel etkileşim sonucu değil… Buraya saplanırsanız boğulursunuz. Bu, katil çocukların meselesi değil sadece; hepimizi bir şekilde etkileyen ve hepimizi işgale soyunmuş “varlık, anlam, yön, hakikat ve zihin işgallerinin” kaçınılmaz sonuçları.

Bunlar yüzleştiklerimiz…
Peki ya gösterilmeyenler?
Gösterecek olanlar?
Ve sadece çocuklara değil, hepimize ve geleceğe yuvalanmış olanlar?

Televizyonlardaki kadın-magazin programlarındaki saçmalıklar, sözde realite; bir semptom. Dizilerdeki şiddet, gerçeklikten kopuş, uçsuz bucaksız abartı, entrika, riya, yalan, hamaset; topyekûn bir çürüme, bir yansıma.

Şiddet, cinsellik ve sapıklık içeren oyunlar birer “kıyma ve iğdiş etme makinesi” değil sadece; birer alıştırma simülasyonu.

Ama sorun görünen bu vb. içerikler değil. Çok daha büyük.

Asıl sorun; içerikleri üreten, çoğaltan ve bundan nemalanan yeni nesil işgal biçimi, menfaat odakları ve tehlikeyi göremeyen, umursamayan ve gerçek çözümü-direnci üretemeyen sistem.

Farkında mısınız; bugün artık gerçeklik, anlam ve amaç yaşanmıyor. Sahte gerçeklik ve algı üretiliyor. Ve bu üretim; hakikat bilgisine, yaşama, vicdana, akla, insanlığa, gerçekliğe ve gerçek inanca uygun değil…

Maruz kaldıklarımız; “epistemik işgale, zihin işgaline, anlam, varlık ve yön krizine” karşılık geliyor. Ve gütme reflekslerine, reyting pazarına, kime ne kazandırdığına, dikkat çekme kapasitesine, egoya ve algıya göre yapılıyor.

Çünkü artık değer üreten değil, dikkat çeken kazanıyor. Ve sadece çıkar üreten değil, işgalci de bunu çok iyi biliyor.

Bu nedenlerle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta bugün gördüğümüz, heybenin dibindeki o büyük turpun ayak sesleridir.

Şiddet neden artıyor? Çünkü en hızlı dikkat çeken o.
Cinsellik ve sapıklık neden her yerde? Çünkü en kolay bağımlılık üreten ve satan o.
Peki yalan, kumar, bahis, alkol, uyuşturucu, inançsızlık, yolsuzluk, hırsızlık?
Diğer zevk, menfaat ve işgal bileşenleri?

Kaos neden norm hâline geliyor?

Çünkü epistemik işgalci, tehdidi göremeyen sistem ve menfaat odakları; bilinç, ahlak, insanlık ve yaradılışa uygunluğu değil, çıkarları uğruna reaksiyonu ödüllendiriyor.

İnsan artık bilgiye sahip. Ama hakikate değil.
Ne için yaşadığını bilmiyor, ama nasıl tüketeceğini çok iyi biliyor.

Çünkü artık bilgi çoğalıyor, ama anlam üretilmiyor. Bu sadece bir cehalet değil; bu, “yönsüz bırakılmış” bilinç, zihin ve inanıştır.

Din; anlam verirdi, ölçü koyardı, ümit üretirdi. Aracılar üzerinden kullanılmaya, istismar edilmeye, bir yönetim aygıtı olarak kullanılmaya başlayalı beri din bitti; şirk ve alternatifleri türedi.

Aile yön verirdi; ama aile sevgisi, terbiyesi, birliği ve iradesi dağılmaya yüz tuttu.

Yakın çevre ve toplum sınır koyardı; ama özgürlük, çağ ve kuşak farkı adına gelişen sorumsuzluk, ölçüsüzlük, arsızlık ve hadsizlik sınır tanımaz oldu.

Eskiden insanı, toplumu ve devleti güçlü tutan 5 sütun vardı:

  • Anlam
  • Yön
  • Hedef
  • Ölçü
  • Sorumluluk

Bugün beşi de aşındı.

Özgürlük var, ama sınır yok.
İfade var, ama derinlik yok.
Cüret var, ama saygı yok.
Şirk var, ama tevhidi fikir yok.
Söylev, hamaset var; ama eylem yok.
Çıkar odaklı eylem var; ama bedel yok.

Ve bence en tehlikelisi de “bedelsizlik.”

İnsan, yaptığı şeyin sonucunu yaşamayacağını düşündüğü an, her şeyi yapabilir. Şiddet buradan doğar. Vahşet burada sıradanlaşır. Saçmalık ve sapkınlık kanıksanır.

Siz buna diğer arsızlıkları, uğursuzlukları, hırsızlıkları ve yağmaları da ekleyebilirsiniz.

Sadece gençliğin değil, her yaş grubunun saflığına, inançlarına, ölçülerine ve ümitlerine bulaşan ego, bireysel tanrısallık; kaşınan, güdülen asıl sorun.

Sorunu ateşleyen sanal âlem, sosyal medya, oyunlar, diziler ve kadın programları bir rahatlama aracı değil; aslında bir kaçış. Oysa buralar bir av alanı.

İnsanı ve anlamını “yeniden programlamaya yarayan” günümüzün tilki kapanları.

Burada:
Şiddet normal.
Sapkınlık ve yalan sıradan.
Sorumsuzluk ödüllü.
Ego kutsal.

Hamaset, kibir, riya, ucub, aşağılama, yalan, iftira… Hepsi bir arada.

İnsanın içindeki karanlığı, insanın aydınlığına örtmek…
Nasıl tuzak ama.

Epistemik işgalcilerle zihin işgalcileri ve onlarla eş güdüme düşmüş olanlar; bunların saldırı metotlarını ve ürettikleri tehdidi göremeyen ya da umursamayan sistem şunu yapıyor:

Neye bakarsan onu büyütüyor.
Neye tepki verirsen onu çoğaltıyor.

Ve sonunda sana gerçeği değil, senin zayıflıklarını gösteriyor.

Bu paralel evrende büyüyen bir zihin, gerçek dünyayı nasıl algılar?

Cevap basit:
Algılamaz, çarpıtır.

Sonra bir gün…
Okullar basılır.
Çocuklarımız ölür.
Ve bir vatan sarsılır.

Aslında bunlar “anlık delilikler” değildir. Bu, uzun süredir biriken bir anlamsızlığın patlamasıdır.

Herkes şaşırır.
Herkes yeise, umutsuzluğa ve belirsizliğe sürüklenir.

#Şanlıurfa #Kahramanmaraş

Bunlar sadece iki şehir değil. Sinsi işgalin ürettiği sonuçların coğrafyaya dönüşmüş hâlidir.

İstersen bir sonraki adımda şunları da yapabilirim:

  • Gazete köşe yazısı formatına düzenleme
  • Daha sert manşet ve ara başlıklar ekleme
  • Özet / spot / sosyal medya versiyonu hazırlama

 

ETİKETLER: #Şanlıurfa #Kahramanmaraş #Zihinİşgali #ToplumsalÇürüme #Şiddet #Gençlik #Aile #Güvenlik #Toplum #Değerler #Gelecek #SosyalKrizi #Türkiye

 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *