Güvenlik ve Terör uzmanı Abdullah Ağar’ın dikkat çekici yazısı ise şöyle;
“Saatini bilmediğin kıyametin akrebi olma.”
2006 ve 2007 yılında, IŞİD’in (o zamanki adıyla Irak El Kaidesi Samarra’daki Askeriyye/İmameyn Türbesi’ni vurmasıyla bir iç savaş çıkmıştı.
Bu türbede; 10’uncu İmam Aliyü’l Hadi, 11’inci İmam Hasan el-Askerî medfundur ve 12’nci Gizli İmam’ın (yani MEHDİ’nin) buradan zuhur edeceğine inanılır.
Bu saldırı:
- Şii–Sünni fay hattını patlatmayı,
- Devleti çökertmeyi,
- Kontrol edilemez bir kaos üretmeyi amaçlıyordu.
Ve başardı. Irak’ta mezhep savaşı tetiklendi ve yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. (Tam bilinmiyor, tahminen ~800 bin)
Sünni tabanlı IŞİD bir kıyametçiydi; kıyamet tetikçisiydi.
Şimdi de İran Devrim Muhafızları içinden “12. Gizli İmam (MEHDİ) gelecek, barış yapmayalım” söylemleri aktarılıyor.
///
O zaman soralım:
Gazze’den başlayarak günümüze erişen jeopolitik amaçlı savaşların güdümü neydi?
KIYAMETÇİLİK!!!
Tek sebep değildi elbet; ama en tehlikeli hızlandırıcıydı.
Samarra 2006–2007: Kıyametçiliğin laboratuvarıydı.
Gazze 7 Ekim 2023’ten başlayan süreç: Kıyametçiliğin küresel sahnesi oldu.
Peki biz bunlardan ne anlamalıyız, ne yapmalıyız?
- Bir yanda Arz-ı Mev’ud’cu Yahudi kıyametçiler,
- Bir yanda Armagedoncu–Neocon–Evanjelik akımlar,
- Bir yanda Milenyumcu FETÖ’cü vb. yapılar,
- Bir yanda Melhame-i Kübracı diğer Sünni kıyametçiler,
- Bir yanda Mehdi’ci Şii kıyametçiler…
Bütün insanlığın başına bela olan bu zihniyettir.
Sorun kıyamete inanmak değil; kıyameti hızlandırmak için kan dökmeyi meşrulaştıran akıldır.
///
Bir de Allah’ı dinleyin:
“Sana kıyametin ne zaman kopacağını sorarlar… Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır.” (A‘raf 7:187)
///
Kur’an böyle derken…
Kıyametçi akıl şunu der:
“Sen bilmezsin, ben bilirim; gerekirse ben çıkarırım.”
Bu, kıyameti hızlandırmak değil…
Tanrı’yı kıyamete zorlamak değil…
Resmen Yaradan’a meydan okumaktır.
Kıyamete inanmak iman, kıyameti imal etmek şirktir.
///
Kıyametçilik, teopolitik terördür. Gaybı çalar, kanla satar.
Döktükleri kan, kehanetlerini besler.
“Kıyameti hızlandıracağım” diyerek savaş çıkaran, insan öldüren; kıyameti getiremez, ama insanı, insanlığı ve geleceği katleder.
///
Benim derdim ise onlar değil…
Benim derdim biz…
Benim milletim, benim devletim, benim dinim…
Bizim gençliğimiz, bizim geleceğimiz, bizim çözümümüz ve vereceğimiz hesap…
Özellikle Yaradan’a olanı…
///
Dedim ya, derdim biz…
Çünkü bu hastalık sadece dışarıda değil, içimizde de dolaşıyor.
O yüzden A‘raf 187, sadece bir ayet değil; bir beka ilkesidir.
Dabık, Amik, gökten inen Mesih, Emevi Camisinde Mehdi’nin arkasında namaz, Şam’da zorunlu savaş…
Bunlar din değil; dogmadır.
Bu rivayetler itikad için değil, ibret içindir. Bunları itikadlaştırıp siyaset üreten, A‘raf 187’yi yani “haşa” Allah’ı çiğner.
Devleti, milleti ve geleceği ateşe atar.
Bu anlayış egemen, etkili, manipülatif olursa;
- Türkiye’yi savaşa iter,
- Türkiye’yi çözümün adresi olmaktan çıkarır,
- Kıyametçi sorunun parçası yapar,
- Ve başkalarının aparatına dönüştürür.
Kıyamet saatini bunlardan öğrenen toplum, saatli bombaya döner.
“Saatini bilmediğin kıyametin akrebi olma.”
Gerçek Müslüman imha etmez; ihya ve inşa eder.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz da budur: barışa katkı ve sistem inşası.
Kıyameti bekleyen değil; kıyamete kadar emaneti taşıyan kazanır.
Saygılarımla.
Abdullah Ağar
19 Nisan 2026
ETİKETLER:
#Kıyametçilik #Jeopolitik #Terör #Barış #Güvenlik #AbdullahAğar