Son Gazeteci GENEL OSMANLI’NIN KIBLESİ SÜLEYMAN PAŞA TÜRBESİ’NDE “ŞÜPHELİ” KİMLİK DEĞİŞİMİ!

OSMANLI’NIN KIBLESİ SÜLEYMAN PAŞA TÜRBESİ’NDE “ŞÜPHELİ” KİMLİK DEĞİŞİMİ!

Araştırmacı gazeteci Mustafa Erdoğan’ın tespitlerine göre, Çanakkale Bolayır’da bulunan Gazi Süleyman Paşa Türbesi’ndeki restorasyon, mezar kimliklerine dair tartışma yarattı. Yapılan değişikliklerin tarihsel anlatı ve bilimsel yöntem açısından soru işaretleri doğurduğu öne sürülüyor.

Okunma Süresi: 3 dk

YAZI: Mustafa ERDOĞAN 

(ARAŞTIRMACI GAZETECİ)


- Atı ve lalasının türbedeki mezarları nasıl buhar oldu ?


-Paşa’nın denizde boğulan oğlu Melik Nasır’ın 670 yıllık sessizliği nasıl bozuldu ?


- Anlatılara dayanan basit bir yanılgı mı, yoksa bir tarih talanı mı ?

Osmanlı’nın Rumeli’deki ilk ve kalıcı durağı Gelibolu ve Bolayır, küçük bir beylikten cihan devletine dönüşme mantığınının da başlangıcıdır. 
Bu bölge, sadece askeri bir üs değil, Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığının tarihsel ve efsanevi kimliğinin de inşa edildiği bir merkezdir.


TARİHSEL ANLATIMI TERS YÜZ EDEN RESTORASYON
Yakın zamanda geçirdiği restorasyon, Bolayır’daki Gazi Süleyman Paşa Türbesi’nin tarihsel anlatısında köklü bir değişime yol açtı.
Uzun yıllardır türbe içerisinde Süleyman Paşa ile birlikte Lalası ve atının yattığına dair yerleşik bir inanç ve buna dair görsel işaretler (tabelalar ve mezar düzenlemeleri) bulunmaktaydı. 
 

LALA VE AT MEZARLARI ARTIK YOK
Ancak son restorasyon sonrası bu anlatının yerini, Süleyman Paşa ve sefer sırasında denizde boğulan oğlu Melik Nasır’a ait olduğu iddia edilen bir düzenleme aldı.
Bu değişim, hem geleneksel anlatının bir anda silinmesi hem de 670 yıl önce ölen bir şehzade mezarının "kesinlik" derecesinde teşhis edilmesi bakımından çeşitli şüpheleri beraberinde getiriyor.
Bir geleneğin fiziksel kanıt yokluğu nedeniyle terk edilmesi anlaşılabilir olsa da, asıl tartışma bu ikinci mezarın kimliğinin nasıl bu kadar hızlı ve kesin bir şekilde belirlendiği noktasında düğümlenmektedir.
 

BİLİMSEL KESİNLİK VE METODOLOJİ
Restorasyon açıklamasında, kazı sonrası elde edilen numunelerin TÜBİTAK’a gönderildiği ve yapılan analizler sonucunda mezarın Melik Nasır’a ait olduğunun "anlaşıldığı" savunulmaktadır. 670 yıl öncesine ait bir iskeletin, doğrudan bir referans örneği veya genetik karşılaştırma yapılabilecek kesinleşmiş bir aile üyesi kalıntısı olmadan, kimliklendirilmesi bilimsel ve metodolojik açıdan sorgulamaya açıktır. 


YANILGI MI YANILTMA MI ?
Süleyman Paşa Türbesi'nde varlıklarına inanılan, üzerine anlatılar kurulan Lala ve At mezarlarının son restorasyonda kaldırılarak yerine Melik Nasır’ın mezarının yerleştirilmesi, tarihsel süreklilik açısından ciddi bir soru işaretidir. Bu soru ortadayken TÜBİTAK’ın kimlik tespitinde izlediği yöntemin açıklanması oldukça önemlidir. Ortaya çıkan çelişkinin bir yanılgı mı yoksa yanıltmanın sonucu mu olduğu kroniklerden katkı bekleyen bir başka tartışma konusudur.

ETİKETLER

#SüleymanPaşa #Bolayır #Gelibolu #OsmanlıTarihi #TarihTartışması #Restorasyon #MelikNasır #TÜBİTAK #KültürelMiras #TarihAraştırması

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *