YAZI: EYLEM OKUMUŞ
(GAZETECİ-ORTADOĞU UZMANI
VE STRATEJİST)
Körfez’de “denge siyaseti” diye pazarlanan tablo, gerçeğin üstünü örten bir tanımdan ibaret. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar farklı tonlar kullansa da izlenen çizgi değişmez: ABD’nin kurduğu düzeni ayakta tutarken İran’la ilişkileri tamamen koparmayan hesapçı bir siyaset.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ:
ÇIKAR ODAKLI YAKLAŞIM
Birleşik Arap Emirlikleri için mesele ilke değil, çıkardır. Ticaretin, finansın ve sermaye akışının kesintiye uğramaması temel önceliktir. Bu nedenle bir yandan ABD’nin askerî şemsiyesi altında konumlanır, diğer yandan İran’la ekonomik bağları canlı tutar. Ortada bir “denge” değil, açık bir fırsatçılık vardır. Risk yükseldiğinde Washington’a yaslanılır, ortam sakinleştiğinde Tahran’la kapılar yeniden aralanır. Bu yaklaşım, güven vermekten çok güven aşındırır.
SUUDİ ARABİSTAN: SERT SÖYLEM, TEMKİNLİ PRATİK
Suudi Arabistan tarafında tablo daha serttir ama yöntem benzerdir. İran yıllardır tehdit olarak tanımlanır; söylemde düşmanlık, pratikte temkin hâkimdir. Doğrudan çatışmanın bedeli ağırlaştıkça dil yumuşar, temas kanalları açılır. Ancak güvenlik mimarisi değişmez; hâlâ ABD’ye dayanır. Riyad’ın attığı her adım, gerilimi bitirmekten çok kontrol altında tutmaya yöneliktir. Bu çizgi, açık bir tutarlılıktan ziyade zorunlu bir geri çekilme ve hesaplı bir manevra görüntüsü verir.
KATAR: ARABULUCULUK
VE STRATEJİK ESNEKLİK
Katar ise farklı görünse de aynı oyunun başka bir yüzünü temsil eder. Hem ABD ile derin askerî bağlara sahiptir hem de İran’la ilişkileri kesmez. Arabuluculuk rolü, çoğu zaman çözüm üretmekten çok krizi yönetilebilir seviyede tutma işlevi görür. Gerilim sürdükçe Katar’ın değeri artar. Bu da onu, çatışmanın tamamen sona ermesinden çok devam eden bir belirsizlikten beslenen bir aktör konumuna getirir.
İKİ KATMANLI SİYASET
VE GÜVEN SORUNU
Ortaya çıkan tablo nettir: Üç ülke, İran’a karşı iki katmanlı bir siyaset yürütür. Açık söylemde diyalog ve istikrar vurgulanır. Perde arkasında ise İran’ı çevreleyen ve baskılayan güvenlik düzeninin içinde aktif rol alınır. Bu yaklaşım, “ince diplomasi” değil, doğrudan çifte tutumdur. Aynı anda hem el sıkışıp hem de baskı mekanizmasının parçası olmak, güven inşa etmez; aksine derin bir kuşku üretir.
SONUÇ: DENGE DEĞİL,
SOĞUK ÇIKAR HESABI
Körfez’de sergilenen çizgi bir denge değil, çıkarların soğuk hesabıdır. Açık cepheleşmeden kaçınılır, bağlar koparılmaz, risk dağıtılır. Ancak ortaya çıkan siyaset, özellikle İran açısından bakıldığında, samimiyetten uzak, güven vermeyen ve gerilimi kalıcı hâle getiren bir yaklaşım olarak öne çıkar.
ETİKETLER:
#Körfez #Ortadoğu #İran #SuudiArabistan #BAE #Katar #ABD #Jeopolitik #DışPolitika #Strateji