Son dönemde yaşanan iki ayrı olay, bu yöntemin nasıl işlediğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bunlardan ilki, 10. Yargı Paketisürecinde Prof. Dr. Ahmet Akın üzerinden yürütülen medya ve algı operasyonu. Diğeri ise tıbbi kenevir düzenlemesinin gündeme geldiği bir dönemde Prof. Dr. Dilek İnan’ın hedef alınması.
İsimler ve alanlar farklı olsa da, kullanılan yöntem aynı.
10. Yargı Paketi ve Algı Operasyonu
10. Yargı Paketi kapsamında hazırlanan taslakta, LGBT (EŞCİNSEL) propagandası, biyolojik cinsiyet, cinsiyet değiştirme ameliyatları ve sembolik evlilik törenleri gibi başlıklara ilişkin düzenlemeler yer aldı. Bu taslak, uzun yıllardır devletin müdahale etmediği bazı alanlarda sınırlı da olsa bir irade ortaya koydu.
Taslağın sızmasının ardından, eş zamanlı bir medya kampanyası başlatıldı. Benzer manşetler, aynı kavramlar ve ortak bir korku dili kullanıldı. Bu süreçte Prof. Dr. Ahmet Akın’ın ismi öne çıkarıldı, sosyal medyada üretilen iddialar hızla yayıldı ve hukuki süreç beklenmeden algı yönetimi devreye sokuldu.
Süreçteki temel hedefin, bir kişi üzerinden bir düzenlemeyi işlevsiz hale getirmek olduğu ifade edildi.
İlgili dönemde yaşananlara dair detaylara şu bağlantıdan ulaşılabiliyor:
http://muhammetbinici.com.tr/lgbt-escinsel-yasasi-degisiyor-turkiyenin-gelecegini-sekillendirecek-duzenlemeler-medya-manipulasyonlari-ve-siyonist-oyunlar/
Kenevir Düzenlemesi Gündeme Gelince Bu Kez Dilek İnan
Benzer bir tablo bugün tıbbi kenevir başlığında yaşanıyor. Tıbbi kenevirin eczanelerde satışına ilişkin yönetmeliğin hazırlanacağı bir dönemde, yıllarını Almanya’da bilime adamış, onkoloji alanında çalışmış Prof. Dr. Dilek İnankamuoyunda hedef haline getirildi.
Prof. Dr. İnan’ın açıklamalarının ideolojik değil, bilimsel temelli olduğu vurgulanıyor. Kenevirle tedavi sürecine dair aktardıkları, Almanya’da yıllardır uygulanan yöntemler ile Türkiye’deki gecikmiş tartışmalar arasındaki farkı ortaya koyuyor. Bir tarafta veri ve klinik deneyim, diğer tarafta ise korkuların öne çıktığı bir tablo bulunuyor.
Akıllı İlaç Açıklamaları ve Sosyal Medya Linci
Prof. Dr. Dilek İnan’ın Almanya’da yıllar önce “akıllı ilaçlar” konusunda yaptığı açıklamaların, küresel ilaç sektörünün ticari çıkarlarıyla örtüşmediği ifade ediliyor. Bu açıklamaların ardından yoğun bir sosyal medya linciyle karşı karşıya kaldığı, paylaşımlarını kaldırmak zorunda kaldığı ve bilimsel çalışmalarının sekteye uğradığı belirtiliyor.
Röportajda Kendi Sözleriyle Anlattı
Prof. Dr. Dilek İnan, verdiği röportajda Almanya’da yaşadığı hukuksal sürecin ardından kendi iradesiyle tüm kurum ve kuruluşlardaki isim ve mesleki kayıtlarını sildirdiğini ifade etti. Kendisine dayatılan uygulamalara boyun eğmek yerine mesleğini bırakmayı tercih ettiğini belirtti.
İnan, bugün itibarıyla Almanya’da yasal çerçevede osteopati ve homeopati alanlarında yalnızca danışmanlık hizmeti sunduğunu, sahip olduğu diplomaları aktif olarak kullanmadığını ve herhangi bir tedavi ya da uygulama gerçekleştirmediğini vurguladı. Bu nedenle dijital platformlardaki faaliyetlerini “Medical Osteopatie” adıyla sürdürdüğünü aktardı.
Ortak Nokta: Algı Yönetimi
Uzmanlar, bu tür süreçlerde ortak bir noktaya dikkat çekiyor: Gerçek tartışılmıyor, bilim konuşulmuyor, hukuki süreçler beklenmiyor. Bunun yerine kamuoyu algı yoluyla yönlendiriliyor.
İstanbul Sözleşmesi, hayvan yasası, eğitim müfredatı ve popüler kültür tartışmaları gibi birçok başlıkta benzer yöntemlerin devreye sokulduğu hatırlatılıyor.
Ahmet Akın Dosyasında Takipsizlik Kararı
Prof. Dr. Ahmet Akın hakkında yürütülen süreçte ise savcılık tarafından verilen takipsizlik kararı, sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yer alan suçlamaların geçersizliğini ortaya koydu. Kararla birlikte, Akın’a yönelik sürecin bir kumpas olduğu değerlendirmeleri güç kazandı.
Ancak uzmanlara göre hedef alınan yalnızca bir akademisyen değildi. Bu dava üzerinden, kamuoyunun belirli bir yargı paketine karşı yönlendirilmesi amaçlandı.
Tartışmanın Özeti
Uzmanlara göre bugün mesele ne LGBT tartışması ne de kenevir başlığıyla sınırlı. Asıl tartışma, Türkiye’nin bilim ve hukuk temelli politika üretme girişimlerinin neden sürekli benzer krizlerle kesintiye uğradığı sorusunda düğümleniyor.
Yetkililer ve kamuoyu için kritik soru şu: Kim kazanıyor, hangi düzenleme durduruluyor ve hangi süreç erteleniyor?
Haber, Prof. Dr. Dilek İnan’ın Uludağ Üniversitesi 2. Multidisipliner Çevre Kenevir Kongresi’nde yaptığı konuşma ve ilgili yayınlarla birlikte değerlendiriliyor: https://www.milligazete.com.tr/kenevir-kongresinde-bir-profesor-hem-agladi-hem-aglatti-kenevirle-hayata-tutunan-prof-dr-dilek-inan-turkiyenin-kaybettigi-yillari-anlatti
Bazı sosyal medya platformlarında Prof. Dr. Dilek İnan’ın diplomasının olmadığı yönünde algı oluşturulmaya çalışıldı. Bunun üzerine Milli Gazete yazarlarımızdan gazeteci, yazar ve prodüktör Muhammet Binici, söz konusu iddiaların merkezindeki belgeye ulaştı ve Prof. Dr. Dilek İnan ile doğrudan bir röportaj gerçekleştirdi. Kamuoyunda merak konusu haline getirilen diploma böylece ortaya konuldu.

Yetkililer, bu tür tartışmalarda algı yerine belge ve hukukun esas alınması gerektiğinivurguluyor.