Songazeteci haber sitesi dünya modasında neler yaşanıyor? Ayrıca “Tasarımcının rolü!” konularını,Moda tasarımcısı, kreaktif Direktör Eylem Tatlı’ya sordu.Tatlı sorulara bakın ne cevaplar verdi…
DÜNYADAKİ BÜYÜK KIRILMA:
“HIZ”DAN “DEĞER”E GEÇİŞ!
Moda dünyası son otuz yıldır tek bir kelimenin, adeta bir illüzyonun esiriydi: Hız.
Daha hızlı tasarım, daha hızlı üretim, daha hızlı tüketim ve nihayetinde kapının önüne daha hızlı bırakılan atık yığınları... "Hızlı moda" akımı bize ucuz şıklığın kapılarını sonuna kadar açsa da bu geçici lüksün faturasını geleceğimizin ekolojik ve etik dengesinden borç alarak ödüyoruz. Ancak bugün, küresel tekstil sahnesinde bu baş döndürücü hızın yarattığı enkazın ortasında, çok daha güçlü ve köklü bir kavram yükseliyor: Değer.
HIZIM İLLİZYONU VE
GERÇEKLİĞE DÖNÜŞ!
Yıllarca "ucuz olduğu için" aldığımız, bir sezon bile dayanmayan o kıyafetlerin büyüsü bozuldu. Tüketici artık gardırobunda sadece yer kaplayan değil; bir karakteri, hikayesi ve en önemlisi "ömrü" olan parçalar görmek istiyor. Artık lüksün tanımı devasa logolarla değil; kumaşın kalitesiyle, dikişin ustalığıyla ve o parçanın on yıl sonra da giyilebilecek zamansızlığıyla yapılıyor. Sektörde "Sessiz Lüks" (Quiet Luxury) olarak adlandırılan bu akım, aslında tekstilin özüne, yani zanaatkarlığa bir saygı duruşu niteliğinde.
KIYAFETİN PASAPORTU:
ETİK VE ŞEFFAFLIK
Bugün bir tasarımcı olarak, sadece estetiği değil, o ürünün "etik pasaportunu" da yönetmek zorundasınız. Yeni nesil bilinçli tüketici artık şu soruların cevabını istiyor: "Bu gömleği kim dikti? Bu kumaş boyanırken hangi nehirler kirlendi? Üretim zincirinde adalet var mı?" Şeffaflık artık markalar için bir pazarlama stratejisi değil, bir var olma meselesi. Üretim sürecini şeffaf bir şekilde paylaşamayan, sürdürülebilirliği kağıt üzerinde bırakan markalar için yolun sonu görünüyor. Değer odaklı yaklaşım, tekstili sadece bir "ürün" üretmekten çıkarıp bir "sorumluluk" haline getiriyor.
TASARIMCININ YENİ ROLÜ…
Biz tasarımcılar için bu kırılma, nicelikten niteliğe bir geri dönüş bileti. Eskiden binlerce benzer modelin arasında kaybolan yaratıcılık, şimdi "az ama öz" olanın peşinde. Dijitalleşme ve yapay zeka tasarım süreçlerimize hız katsa da, insani dokunuşun ve "zanaat değerinin" yerini hiçbir algoritma tutamıyor.
Dünya bu büyük kırılmanın tam ortasındayken, artık sadece üretim kapasitelerimizi değil, vizyonumuzu da "değer" odaklı yeniden kurgulama vaktidir. Çünkü artık tekstil, sadece ne giydiğimizle değil, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizle ilgili bir duruş sergiliyor.

Eylem TATLI
Moda Tasarımcı / Kreatif Direktör
| Inové Studio