Son Gazeteci GENEL ABD KÜRESEL LİDERLİĞİ SARSILIYOR MU?

ABD KÜRESEL LİDERLİĞİ SARSILIYOR MU?

Gazeteci ve Dış Politikalar Uzmanı Bekir Atacan’ın analizlerine göre, ABD’nin küresel liderliği mutlak bir çöküşten ziyade, çok kutuplu ve daha rekabetçi bir uluslararası sisteme doğru evriliyor; bu süreçte güç dengeleri yeniden şekilleniyor ve belirsizlik artıyor.

Okunma Süresi: 4 dk

 

YAZI:BEKİR ATACAN

(GAZETECİ VE DIŞ POLİTİKALAR UZMANI)

 

GÜÇLÜ LİDER İMAJININ 

AŞINMASI VE İÇ SİYASET

Son yıllarda uluslararası sistemde yaşanan gelişmeler, “ABD küresel liderliği geriliyor mu?” sorusunu yeniden dünya siyasetinin merkezine taşıdı. Bu tartışmada en çok referans verilen isimlerden biri siyaset bilimci John Mearsheimer. Mearsheimer, küresel düzeni ideolojik temenniler üzerinden değil, doğrudan “sahadaki güç dengeleri” üzerinden okumayı tercih ediyor.

Bu perspektiften bakıldığında ortaya çıkan tablo, yalnızca bir dış politika dalgalanması değil; aynı zamanda küresel sistemin yapısal bir dönüşüm süreci olarak değerlendiriliyor.

Son dönemde Donald Trump etrafında şekillenen tartışmalar, ABD’nin dış politikası ile iç siyaseti arasındaki gerilimi yeniden görünür kıldı. Trump’ın siyasi markası uzun süre “Amerikan gücünü yeniden tesis etme” ve “sonsuz savaşlardan geri çekilme” söylemi üzerine kuruluydu.

Ancak bugün gelinen noktada, bu söylem ile pratik arasında giderek belirginleşen bir uyumsuzluktan söz ediliyor. Daha sert dış politika adımlarına yönelim, Trump’ı eleştirdiği geleneksel Washington çizgisine yaklaştırırken, bu durum kendi siyasi tabanında da bir tür kafa karışıklığı yaratıyor.

Bu çerçevede medya ve yorum dünyasında da yeni kırılmalar dikkat çekiyor. Tucker Carlson ve Alex Jones gibi isimlerin zaman zaman daha belirgin savaş karşıtı pozisyonlar alması, “barış mı, güç mü?” ikilemini daha da görünür hâle getiriyor.


 

DIŞ POLİTİKADA ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK SORUNU

Mearsheimer’ın en kritik tespitlerinden biri, ABD dış politikasındaki artan öngörülemezlik. Tek taraflı karar alma eğilimi ve müttefiklerle kurulan zaman zaman sert ilişki dili, Washington’ın küresel güvenilirliğini aşındırıyor.

Bu durum özellikle Asya’daki stratejik ortaklarda daha belirgin hissediliyor. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, ABD’nin güvenlik taahhütlerini artık daha temkinli bir gözle değerlendiriyor. Benzer şekilde Hindistan ile ilişkilerde yaşanan dalgalanmalar da ABD’nin küresel ağını daha kırılgan bir yapıya sürüklüyor.

Bazı analizlere göre bu sert ve öngörülemez dış politika dili, uluslararası sistemde “kontrolsüz güç” algısını besliyor ve uzun vadede diplomatik maliyetleri artırıyor.


 

ÇOK KUTUPLULUĞA GEÇİŞ VE GÖRELİ GERİLEME

Bu gelişmeler, ABD’nin mutlak gücünü kaybetmesinden ziyade küresel ağırlığının göreli olarak azalması şeklinde okunuyor. Bu boşluk ise yeni güç merkezlerinin yükselişine alan açıyor.

Bu bağlamda Çin ve Rusya öne çıkan aktörler olarak dikkat çekiyor. Bu ülkeler, ABD’nin doğrudan yerini almak yerine Washington’ın küresel kapasitesinin parçalanmasından doğan stratejik alanları değerlendiriyor.

ABD’nin kaynaklarını farklı kriz bölgelerine yayması ise özellikle Asya-Pasifik dengesinde Çin’in manevra alanını genişleten bir unsur olarak görülüyor.


 

NATO, UKRAYNA VE AVRUPA’NIN YÜKÜ

Bu dönüşümün en kritik başlıklarından biri NATO. Mearsheimer, ittifakın iç bütünlüğünün geçmişe kıyasla daha kırılgan hâle geldiğini ve Avrupa’nın giderek daha bağımsız savunma kapasitesi geliştirmek zorunda kalabileceğini savunuyor.

Ukrayna savaşı bağlamında ABD’nin desteğinin geleceğine dair belirsizlikler, Avrupa üzerindeki stratejik yükü daha da artırıyor. Bu da NATO’yu yalnızca bir askerî ittifak değil, aynı zamanda siyasi bir dayanışma projesi olarak yeniden tartışmaya açıyor.


 

SONUÇ: GERİLEME Mİ, DÖNÜŞÜM MÜ?

Tüm bu gelişmeler ışığında temel soru yeniden karşımıza çıkıyor: ABD gerçekten küresel liderliğini kaybediyor mu, yoksa tek kutuplu düzen zaten doğal sınırına mı ulaştı?

Mearsheimer’ın yaklaşımı ikinci ihtimalin giderek güçlendiğini gösteriyor. Yani mesele bir “çöküş” değil; daha rekabetçi, daha parçalı ve daha öngörülemez bir uluslararası sistemin doğuşu olabilir.

Bu yeni düzende kazananlar ve kaybedenler kadar belirsizlik de büyüyor. Ve belki de en önemli dönüşüm tam olarak burada yatıyor: Gücün tek merkezde toplandığı dönem kapanırken, dünya siyaseti artık çok daha dağınık ama çok daha dinamik bir dengeye doğru ilerliyor.


ETİKETLER:

 

#ABD
#KüreselLiderlik
#UluslararasıSistem
#JohnMearsheimer
#DışPolitika
#ÇokKutupluluk
#NATO
#Ukrayna
#Çin
#Rusya

Nabiyon

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *