Güvenlik kaynakları tarafından Adana İncirlik'te imha edilen İran'a ait füzeye ilişkin bilgilendirme yapıldı. Yapılan bilgilendirmede "Türkiye savaşın tarafı değildir Sorumlu hareket ediyoruz. Çatışmaya çekilmemek için ihtiyatlıyız." denildi.
İşte o bilgilendirme:
- Bölgemizde son günlerde yaşanan gelişmeler, küresel ve bölgesel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas bir noktada bulunduğunu bir kez daha göstermiştir. Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan yoğun saldırılara uğrayarak çatışmaların birer cephesi haline gelmiştir.
- Türkiye'ye İran'dan atılan füzelerin bu ülkelere yapılan saldırılardan farklı bir paterne sahip olduğu görülmektedir.
- Birincisi diğer ülkelere olduğu gibi saldırı yoğunluğu yoktur; ikincisi herhangi bir can ve mal kaybı olmamıştır; üçüncüsü üç füze de hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmiştir.
- Buradan hareketle Türkiye'nin konu hakkındaki pozisyonunu vurgulamak gerekir.
- Türkiye savaşın tarafı değildir ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlıdır.
- Türkiye, bölgede yeni gerilim hatları oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket etmekte ve bütün taraflara bunu iletmektedir.
- İran tarafına söz konusu saldırıya ilişkin sorumluların derhâl tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması konusunda net mesaj iletilmiştir.
- Türkiye'nin ihtiyatlı tavrı sınırsız tolerans anlamına gelmemelidir; Türkiye millî güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve yeri geldiğinde kendi belirlediği şekilde mukabele/yaptırım niteliğindeki tedbirleri almaktan çekinmeyecektir.
- Füzelerin NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmesi, Türkiye'nin hava sahasının korunması ve müttefik koordinasyonunun etkinliği açısından kritik bir örnek teşkil etmiştir.
- Türkiye, bu süreçte güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde sürdürürken aynı zamanda gerilimin daha da tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif biçimde işletmeye devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü yoğun lider diplomasisi, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın lider diplomasisi, Türkiye'nin kriz anlarında yalnızca kendi güvenliğini değil, bölgesel istikrarı da gözeten sorumlu devlet refleksinin en güçlü göstergelerinden biri olmaya devam etmektedir. Türkiye, güvenliğini sağlarken aynı zamanda barışın anahtarını diplomasi ve diyalogda görmeye devam edecektir.
- Mezhepçilik tuzağına karşı dikkat edilmesi önemlidir: Bölgede yaşanan gerilimlerin iç kamuoyunda ve özellikle sosyal medyada mezhep temelli bir tartışmaya dönüştürülmesi, Türkiye'nin huzuruna ve bölgesel istikrara zarar verebilecek tehlikeli bir tuzaktır. Türkiye, dış politikada olduğu gibi kamuoyunda yürütülen tartışmalarda da mezhepçi söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde sorumlu ve birleştirici bir dilin benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.
- Bu süreçte dijital mecralarda dolaşıma sokulan manipülatif içeriklere karşı da gerekli adımlar atılmaktadır. Kamuoyunda panik ve bilgi kirliliği oluşturmayı amaçlayan dezenformasyon faaliyetleri ilgili kurumlar tarafından yakından takip edilmekte ve gerekli adımlar atılmaktadır.
Ayrıntılar geliyor...