"HİÇ BİR GÜÇ TÜRKİYE VE CUMHURBAŞKANINA PARMAK SALLAYAMAZ!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa, gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz" dedi.

Aybala MELEK/ANKARA, (DHA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, açıklamasında, "Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmaları başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır, olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7'si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise halen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenabıallah'tan acil şifalar temenni ediyor, ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi.

 

'ENERJİDE TAM BAĞIMSIZ HEDEFİNE İLERLİYORUZ'

Erdoğan, enerjiden savunma sanayine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda Türkiye'nin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçirdiklerini kaydederek, "Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde, sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa, bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır. Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca, hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye'yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik, ardından dünyanın en büyük 4'üncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz'deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz, 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız, 2028'de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz" diye konuştu.

 
 
 

'TÜRKİYE, ENGELERE RAĞMEN BURALARA GELDİ'

Türkiye'nin kendi gemileriyle sondaj çalışmalarına Karadeniz'de devam ettiğini dile getiren Erdoğan, "Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyor, aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali'de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curad-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey'le ya nasip diyor, inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz. Curad-1, 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey'e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle, kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz. Hani hep söylüyorum ya 'nereden nereye' diye, işte Türkiye sadece 23 yılda engellere rağmen buralara geldi" dedi.

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz
 

 

'BİZ BERABERCE KAZANMAYA TALİBİZ'

Erdoğan, Türkiye'nin kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştığına işaret ederek, "Ülkemizde bazıları Türkiye'nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor; 'Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden halen atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi, çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş, maşallah, adeta bir sanat eseri.' Evet, Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye'nin, hem Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi, biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey'in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize, yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenabıallah'tan başarılar diliyoruz. 2011 yılında kimse yokken nasıl Somali'nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak, inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz" dedi.

 

'İSRAİL'İN SÜRECİ KUNDAKLAMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR'

Erdoğan, iç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçildiğini anımsatarak, "Merhum Cengiz Aytmatov’un, 'gün olur asra bedel' ifadesinin adeta ete kemiğe büründüğü bir döneme bizzat şahitlik ediyoruz. İkinci Cihan Harbinin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem, ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağı, neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlık kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu arıyor. Ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi, kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde Siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır. Çatışmaların 40'ıncı gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail Hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi, barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştu. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları, masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğinde işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi, sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasında müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail Hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir" diye konuştu.

'BARIŞ OLACAKSA SİYONİST REJİME RAĞMEN OLACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır; şayet bölgemizde barış olacaksa, bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa, yine bu vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail Hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse, bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail'e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça, katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan, gazi Meclis'imizin çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu'nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez'i canıgönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milletim adına kutluyorum. Şunu herkes bilsin ki, biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduda haydut, katile katil demeye devam edeceğiz" dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz
 

 

'TÜRKİYE SIRADAN BİR DEVLET DEĞİLDİR'

Erdoğan, Gazzelilerin sesi olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, "Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan'da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen tehdit ve zorbalıkla, üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz. Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa, gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım, hepimiz, İstiklal Marşı 'korkma' nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Bu vesileyle Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye'nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum" diye konuştu.

'BARIŞ ÇABALARINA ÖNCÜLÜK ETMEYE HAZIRIZ'

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında başlayan müzakere sürecinden yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarını kesmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefilli meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu, bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulhu sükunun egemen olması için bütün imkanlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmayı, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız. Bu süreçte ülkemizin şu gerçeğini de aklımızdan çıkarmıyoruz. Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksi muhalefet uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir fetret devri yaşıyor" dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz
 

 

'2026 SENESİ ZİYA GÖKALP'İ ANMA YILI OLARAK İLAN EDİLDİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl merhum Ziya Gökalp’in doğumunun 150'inci sene-i devriyesi olduğunu anımsatarak, "Rahmetli Gökalp’in entelektüel mirasının doğru bir şekilde anlaşılması için Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunduk. Ülkemizin teklifi ve TÜRKSOY Daimi Konseyi’nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde 2026 senesi Ziya Gökalp’i anma yılı olarak ilan edildi. Yahya Kemal’in tarifiyle, kafasının içinde fosforlu bir beyin ve idrak taşıyan Ziya Gökalp, fikrin çilesini çekmiş bir şahsiyetti. Yazılarıyla, eserleriyle, fikirleriyle günümüz meselelerine de ışık tutan merhum Gökalp’in bundan 104 yıl önce Küçük Mecmua’da yazdığı şu satırları burada sizlerle paylaşmak arzusundayım; Haçlı Seferleri sırasında Türkler ve Kürtlerin Ehl-i Salib’e karşı birlikte omuz omuza cihat ettiklerini anlatan Ziya Gökalp, ikisi arasındaki kardeşliği, daha önemlisi kaderdaşlığı bakınız nasıl tarif ediyor; Türkler ve Kürtler bin senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafyanın neticesi olarak hem maddi hem de manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikeler ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler. Bir asır önce kaleme alınan bu veciz ifadeler geçerliliğini hem de çok canlı biçimde halen muhafaza ediyor. Bölgemizde oynan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, bin yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişmeyle yeniden müşahede ediyoruz" ifadelerini kullandı.

'ÇÖZÜMSÜZ HİÇBİR MESELEMİZ OLMADIĞI KANAATİNDEYİZ'

Kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde, milletçe en sağlam direniş hattının 18'inci ayına giren Terörsüz Türkiye süreci olduğunu anlatan Erdoğan, "Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki, Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz, Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli; Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz, bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. Bin yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi, hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısı çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan, seçim tarihiyle ilgili soruya, "Zamanında" cevabını verdi. Erdoğan, üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla ilgili soruşturmaya ilişkin soru üzerine de, "Yargı süreci işliyor" dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz
 

 

 


 

İLGİLİ HABERLER