AKIN GÜRLEK’İN ‘GÜÇLÜYE DOKUNULMUYOR, ALGISINI
YIKACAĞIZ” SÖZLERİ YARGIYI HAREKETE GEÇİRDİ
“6 YILDIR KAYIP” OLARAK KAYITLARA GEÇEN
GÜLİSTAN DOKU DAVASINDA İĞNE İLE KUYU KAZILDI!
TUNCELİ MERKEZLİ 6 İLDE
EŞ ZAMANLI OPERASYON!
Yıllardır kayıp bir genç kız dosyası olarak görülen Gülistan Doku soruşturması, bugün gerçekleştirilen operasyonla birlikte çok daha ağır iddiaların merkezine yerleşti. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, bir kaybolma hadisesi değil; bir cinayet hadisesi ve buna ilaveten delil karartma, dijital izlerin silinmesi, kamu nüfuzunun kullanılması ve olası bir organize örtbas zinciri mercek altına alındı. Bu çerçevede toplam 13 isim için yakalama kararı doğrultusunda operasyon başlatıldı. Operasyonun çapı, dosyanın artık dar bir çevrede değil, çok katmanlı bir şüphe ağı içinde değerlendirildiğini ortaya koydu. Soruşturma dosyasına göre şüpheliler arasında yalnızca Gülistan’ın çevresindeki isimler değil, kamu görevlisi ve kamu bağlantısı bulunan kişiler yer alıyor. Elden edilen bulgular, dosyanın sıradan bir kayıp soruşturmasının çok ötesine geçtiğini gösteriyor.
KAYIP DOSYASINDAN CİNAYET
VE ÖRTBAS ŞÜPHESİNE!
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kayboldu. O gün son olarak öğretmeninin evinden ayrıldığı, erkek arkadaşı Zeinal Abakarov’la görüştüğü ve ardından Munzur Üniversitesi istikametine giden minibüse bindiği belirlendi. İlk soruşturma aşamasında HTS kayıtları, MOBESE görüntüleri ve tanık anlatımları incelendi. Son sinyalin Sarı Saltuk Viyadüğü-Dinar Köprüsü hattında alındığı tespit edildi. Uzunçayır Barajı’nda yapılan yoğun aramalara rağmen ise Gülistan’a ait hiçbir ize ulaşılamadı. Ancak yıllar içinde dosyaya giren yeni beyanlar, teknik veriler ve bilirkişi incelemeleri, intihar ihtimalinin ötesinde çok daha karanlık ve organize suç içeren bir tabloyu gündeme getirdi. Özellikle olay gününe ve sonrasına ilişkin araç hareketleri, telefon sinyalleri, silinen sosyal medya verileri ve bazı kamu görevlilerinin dosya bağlamında tespit edilen şüpheli bağlantı ve hareketlilikleri soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi.
DÖNEMİN VALİSİNİN OĞLUNUN
ADI DOSYANIN MERKEZİNDE!
Dosyada en dikkat çeken kırılma noktalarından biri, aile avukatına bırakılan isimsiz not oldu. Bu notta, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adı açıkça geçti. Ardından yapılan incelemelerde, Mustafa Türkay Sonel’in olay günü ve gecesine ilişkin araç hareketlerinin olağan akışla bağdaşmadığı şüphenin odağına yerleşti.
SİM KART, DİJİTA!
Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor.
GİZLİ TANIK BEYANLARI DOSYANIN
SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ!
Dosyaya son olarak giren gizli tanık beyanı ise soruşturmanın adeta yönünün netleşmesini beraberinde değiştirdi. Savcılık, gizli tanık anlatımlarını doğrulayan bu bulgular üzerine soruşturmayı daha da derinleştirdi.
ERKEK ARKADAŞIN MESAJLARI
VE ÇELİŞKİLİ DAVRANIŞLAR!
Dosyada Gülistan’ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov’un hareketliliği ayrı bir başlık olarak yer alıyor. Soruşturma evrakına göre, Zeinal’in telefonundaki bazı yazışmaların silinmiş olduğu tespit edilirken, Gülistan kaybolduktan sonra sosyal medya üzerinden attığı mesajların dikkat çekici bulundu. Bu mesajlarda, Gülistan’ın başına bir şey geldiğini bildiği izlenimi veren ifadelerin yer aldığı görüldü. Üstelik yalnızca Zeinal değil, çevresindeki bazı isimlerin de olay gecesi ve sonrasında çelişkili beyanlar verdiği, kimi kamera kayıtlarının hiç alınmadığı ya da eksik alındığı ve dosyanın karmaşık hale getirilmeye çalışıldığı anlaşıldı. Bu nedenle yürütülen soruşturma, artık sadece kayıp bir kişinin bulunmasına değil, delil zincirinin baştan sona yeniden kurulmasına odaklandı.
“AİLENİN ÇEVRESİNDE KURULAN
GÖRÜLMEZ ÇEMBER!”
Dosyada dikkat çeken bir başka unsur ise, Gülistan Doku’nun ailesinin olaydan sonra adeta yakın markaja alındığına ilişkin beyanlar oldu. Bazı tanık anlatımlarına göre ailenin çevresinde belirli kamu görevlileri görevlendirildi, aileyle temaslar kontrol altına alındı ve sosyal medya paylaşımlarına kadar uzanan müdahaleler yaşandı. Hatta sim kartın aileden alındığı, savcılığa teslim edildiğinin söylendiği, fakat resmi süreçte bunun böyle gelişmediği tespit edildi. Tüm bu gelişmeler, soruşturmanın neden yıllarca sonuç üretmediği sorusunu daha da büyüttü. Kamuoyunda oluşan “dosya bilinçli olarak mı ağır ilerletildi?” kuşkusu, yeni bulgular doğrultusunda ciddiyetle ele alındı.
700 SAATLİK YENİ GÖRÜNTÜ VE
DOSYAYA GİREN YENİ ŞÜPHELER!
Soruşturma dosyasına en son olarak 700 saatlik yeni MOBESE görüntüsü dahil edildi. İlk yıllarda dosyaya girmeyen veya sınırlı incelenen bu kayıtların JASAT ve uzman ekiplerce ayrıntılı biçimde incelemeye aldı. Ayrıca HTS kayıtları, daraltılmış baz çalışmaları ve yeni teknik raporlar doğrultusunda olay gününün dakika dakika yeniden kuruldu. Savcılık kaynaklarına göre, daha önce gözden kaçan ya da üstü örtülen birçok ayrıntı bu yeni teknik incelemeler sayesinde yeniden gündeme taşındı. İşte bu nedenle 6 ilde yapılan son operasyon, yalnızca bir yakalama hamlesi değil; yıllardır biriken karanlığın çözülmesi için atılmış en net adımlardan biri oldu.
BAKAN GÜRLEK’TEN NET MESAJ: “KAMU GÖREVLİSİ
KARIŞTIYSA ONUN DA ÜZERİNE GİDİLSİN!”
Gülistan Doku dosyası artık sadece kayıp bir üniversite öğrencisinin akıbetiyle ilgili görülmüyor. Bu soruşturma, aynı zamanda Türkiye’de adaletin güçlü isimlere, nüfuz ağlarına ve kamu bağlantılı şüphelere karşı ne kadar kararlı davranacağını gösterecek bir tavır olarak ilerliyor. Bakan Gürlek’in “Ucu nereye giderse gitsin” çıkışı da tam olarak bu nedenle siyasi ve hukuki açıdan büyük anlam taşıyor. Ankara kulislerinde Adalet Bakanı Gürlek’in, “Güçlüye dokunulmuyor algısını kıracağız” dediği, soruşturmanın sonuna kadar yürütülmesini istediği ve “Kamu görevlileri karışmışsa kamu görevlilerinin de üzerine gidilsin” talimatı verdiği konuşuluyor. Ankara kulislerinde bu yaklaşım, tüm vakalar bakımından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Bu mesajın ardından gelen operasyon, devletin dosyayı artık çok daha sert ve doğrudan yürüteceğini gösteriyor. Özellikle kamu görevlileriyle bağlantılı iddiaların soruşturma zeminine taşınması, dosyada yıllardır dile getirilen “koruma kalkanı” tartışmalarını da sonlandıracağa benziyor.