AYASOFYA CAMİİ’NE KAMYON SOKULMASI TARTIŞMALARI GİDEREK BÜYÜYOR!

Ayasofya Camii’ne restorasyon için malzeme getiren kamyonların görüntüsü gündeme oturdu.Camii içindeki kamyon görüntüsü tartışmalarına,resim, kavramsal sanat,konstrüksiyon heykel alanında üretimleri olan görsel sanatçı ve belgeselci Ahmet Güneştekin‘de katıldı.

Güneştekin’in sosyal medyadan yaptığı yazılı yayınlar ise şöyle;

Mimar Sinan, Ayasofya’yı depremlere meydan okuyacak hale getirirken elinde ne ekskavatör vardı ne de kepçe; sadece mühendislik bilgisi, geometri zekâsı ve yapıya duyduğu derin saygı vardı.
Bugün ise 1500 yıllık bir mabedin içine iş makinesi sokmayı “modern restorasyon” sanan bir zihniyetle karşı karşıyaysak, bu teknoloji çağının değil, kültür bilincinin gerilediğinin kanıtıdır.
Çünkü bazen bir medeniyetin seviyesi, kullandığı makinelerle değil, dokunurken gösterdiği hassasiyetle ölçülür.

 

Yıllardır söylüyorum: Bu ülkede kültür politikası yok çünkü kültür demokratik değil.
“Türkiye’nin kültür politikası nedir?” diye soranlara tek bir kare yeter:
1500 yıllık Ayasofya’nın içine sokulan kamyon üstü vinç.
O fotoğraf, bu ülkenin hafızaya, mirasa ve kültüre nasıl baktığının en çıplak özeti.
Gerisi teferruat.

 

Ayasofya, insanlığın ortak vicdanıdır!
Böylesine bir yapının kalbine iş makineleri sokmak, restorasyon değildir. Olsa olsa hafızaya karşı işlenen bir körlük, insanlığa yapılan bir kötülüktür...
Yıllarca Anadolu’yu gezdim…
Ören yerlerinde, Ani Harabeleri’nde, antik kentlerin kıyısındaki köylerde hep aynı manzaraya rastladım:
Tarihin taşları yalnızca zamana değil, bizim hoyratlığımıza da yenilmiş.
Roma sütun başlıklarının hayvan yalağına,
Bizans taşlarının tuvalet basamağına dönüştürüldüğünü defalarca gördüm.
Bu topraklarda tarih, çoğu zaman kendi evinde bile misafirdir.
Bugün Ayasofya’da tanık olduklarımız da aynı hikâyenin büyük ölçekli bir tekrarıdır.
Venedik’te 600 yıllık bir yapıyı restore ederken taşın nefesi bile gözetilirken,
biz bin beş yüz yıllık bir mabedin içine büyük inşaat araçları sokuyoruz.
Bu bir restorasyon değil, hafızanın bedeninde açılan yaradır.
Berlin’de Bergama Sunağı’nın önünde Yaşar Kemal’le durduğum günü hiç unutmam.
Ona, kültürümüzün parçalarının yabancı bir müzede misafir edildiğini üzülerek söylemiştim.
Bilgece gülümseyip şöyle demişti:
“İyi ki buradalar Ahmet…
Bizde olsaydı taşlarını ev temellerine gömerdik. En azından insanlık burada onlara tanıklık ediyor.”
Bugün Ayasofya’ya bakınca, bu sözün ağırlığı yeniden çöktü içime.
Kültür mirası bir milletin değil, insanlığın vicdanıdır.
Ve biz o vicdanı korumakla yükümlüyüz.

 

Benim Ayasofya paylaşımdan sonra mesaj atan, arayan, itiraz eden, açıklama gönderen herkese cevabım şudur:

1890 yıllık Pantheon’un restorasyonunda içeri tek bir makine bile girmedi.
864 yıllık Notre-Dame’ın yangın sonrası onarımında ağır tonajlı bir araç bırakın içeri girmeyi, eşiğine yaklaşmadı.
800 yıllık Chartres ve Canterbury katedrallerinde elektrikli taşıyıcıyı bile kapıdan içeri sokmazlar.
1000 yıllık San Marco Bazilikası’nda mozaiklerin yanına akülü tornavida yaklaştırmak suçtur.
1350 yıllık Kubbetü’s-Sahra ve 1700 yıllık Kutsal Kabir için “ağır makine” düşüncesi dahi kültürel bir felakettir.
Ve 600 yıllık Topkapı Sarayı’nda iç avlulara yüksek tonajlı ekipman sokmak kesinlikle yasaktır.

Çünkü dünyanın hiçbir büyük kültür mirası, restorasyonunda iç mekâna iş makinesi almaz.
Bu, koruma biliminin, mühendisliğin ve insanlığın ortak kültürel aklın tartışmasız ilkesidir.

Üstelik, yüksek tavanlı tarihî yapılarda iskeleler her zaman halat sistemleri, modüler ahşap/çelik kurgular ve elle taşınan hafif aletlerle kurulur; tonajı yüksek bir aracın içeri girmesi hem teknik olarak gereksizdir hem de koruma etiğine tamamen aykırıdır.

Ve tam da burada yıllardır söylediğim gerçeği bir kez daha hatırlatıyorum:
Bu ülkede hâlâ bir kültür-sanat politikası oluşmadı; çünkü kültür demokratik değildir.
Kültür, çoğunluk hevesiyle değil, bilgelikle, hafızayla, gelenekle ve evrensel ilkelerle korunur.

Ayasofya’ya iş makinesi sokmak, sadece zemini ezmek değildir;
bu ülkenin kültür bilincini, hafızasını ve kendi uygarlık iddiasını ezmektir.
#Ayasofya

 

 

İLGİLİ HABERLER