HÜRMÜZ… MÜZAKERENİN OYUN KARTI…

Gazeteci ve Dış Politikalar Uzmanı Bekir Atacan’ın analizlerine göre, küresel güç mücadelesinin yeni evresinde Hürmüz Boğazı’nın yalnızca bir geçiş noktası değil, sert pazarlıkların en kritik stratejik kozlarından biri haline geldiği görülmektedir.

 

YAZI:BEKİR ATACAN

(GAZETECİ VE DIŞ POLİTİKALAR UZMANI)

 

Yaşananlar, İslamabad müzakerelerinin erken bir başarısızlığı mı, yoksa gerçek müzakere oyununun başlangıcı mı?

Şimdiden kesin bir hüküm vermek yanıltıcı olur. Ortadaki tablo bir sonuç turundan ziyade bir ilk testtir. Tarafların her biri, neyi verebileceğini ve neyi zorla koparabileceğini ölçmektedir. Bu tür bir tıkanma aslında beklenen bir durumdur; çünkü herkes kendisini “kazanan” gibi konumlandırarak masaya oturur ve tavizleri en sona bırakır. Nihai hedef, en yüksek kazanımı o anda elde etmektir.

Bu nedenle temel gerçek şudur:
Ortada bir savaşı bitirme süreci değil, sert bir pazarlık vardır.

Ancak bu sert müzakere görüntüsünün arkasında daha sessiz bir gerçeklik bulunur:
Bir anlaşma, tarafların iradesinden bağımsız biçimde kaçınılmaz hale gelmektedir.

İşte tam bu noktada tırmanma devreye girer. Fakat bu tırmanma, müzakerenin alternatifi değil; onun bir aracıdır.

Bugün yaşanan süreç, gerilimi yönetme aşamasından çıkıp güç sınırlarını test etme evresine geçildiğini gösteriyor. ABD’nin yaklaşımı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma seçeneğini tersine çevirerek bir baskı aracına dönüştürmektir. Amaç, İran’ın elindeki stratejik kartı, hem İran’a hem de tüm bölgeye karşı kullanılabilecek bir kaldıraç haline getirmektir.

ABD’nin boğaz üzerinden kurduğu baskı, nihai bir karar değil; baskı seviyesini maksimuma çıkarma hamlesidir:

Ya geçiş rejimi yeniden tanımlanacak ve bu yeni düzenden herkes—ABD’nin belirlediği şartlar dahilinde—yararlanacak,
ya da boğazın kullanımı tüm aktörler için yüksek maliyetli ve kırılgan bir hale gelecektir.

Fakat kritik soru şudur:
Hürmüz’ün felce uğramasının maliyetine Washington mı önce dayanamaz, yoksa Tahran mı?

Çünkü bedeli yalnızca İran ödemeyecektir.

ABD, enerji piyasalarında şok dalgaları ve iç politik baskı ile karşı karşıya kalabilir. Özellikle son dönemde düşen benzin fiyatlarının yarattığı toplumsal rahatlama dikkate alındığında, ani bir fiyat sıçraması ciddi bir iç baskı üretir.

Körfez ülkeleri ise doğrudan ihracat damarlarının tehdit altında olduğunu görür. Petrol akışının büyük bölümü bu dar geçitten geçtiği için, olası bir aksama küresel enerji sisteminde zincirleme bir kırılma yaratır.

Zaten kırılgan olan küresel ekonomi açısından ise sonuçlar çok daha ağır olabilir. Tam bir kapanma senaryosu, kontrol edilmesi güç bir kriz dalgası doğurur. İlk etkiler büyük olasılıkla küresel hava taşımacılığındaki aksaklıklar, Avrupa’da uçuşların durma riski ve ardından gıda fiyatlarında sert artış şeklinde ortaya çıkar. Sonrasında ise neredeyse tüm emtia fiyatları yukarı yönlü baskı altına girer.

Burada temel denklem açıktır:
Hürmüz boğulursa yalnızca İran değil, küresel sistemin tamamı nefes alma kapasitesini test eder.

Öte yandan İran da pasif bir aktör değildir.

Tahran’ın yaklaşımı nettir:
Eğer geçiş engellenirse, hiçbir taraf için akış güvenli olmayacaktır.

Ve ufukta ikinci bir cephe daha belirir: Bab el-Mendeb.

Henüz tam anlamıyla kapanmış değildir; ancak kriz mimarisinin içinde güçlü bir seçenek olarak durmaktadır. Tırmanma derinleşirse, paralel bir baskı hattına dönüşebilir.

Bu noktada mesele artık tek bir boğazdan ibaret değildir.
Stratejik deniz geçiş hatlarının tamamı—hatta deniz altı veri kabloları bile—hesaplamaların parçası haline gelmiştir.

Yani kriz, tarafların gerilimi ne kadar genişletebileceğini test eden çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüşmektedir.

Bu nedenle bugün gördüğümüz şey müzakerelerin sonu değil, baskı altında yeniden şekillenmesidir.

Tırmanma… ardından müzakere.
Baskı… ardından yeniden konumlanma.

Oyun bitmiş değildir.
Sadece yeni bir evreye girmiştir.

Ve bu evrede daha sert açıklamalar, daha yüksek gerilim ve daha keskin pozisyonlar kaçınılmaz görünmektedir.
Çünkü güç, dengeyi yeniden kurmaya karar verdiğinde, gerilimi artırmadan ilerlemez.

ETİKETLER:

#HürmüzBoğazı #Jeopolitik #EnerjiKrizi #KüreselEkonomi #ABDİran #DışPolitika #Strateji #OrtaDoğu #GüçDengesi #Uluslararasıİlişkiler

İLGİLİ HABERLER